Galaksilerin oluşumu ve evrimi -2-
GALAKSİLERİN EVRİMİ
NGC-1433 gibi kuazar kökenli (halka tipi) galaksilerde galaktik karadelik salınım yaparken bazen 180 derece açılı iki ana kol ile halkaya bağlantı kurar. Kesintiye uğramaksızın halkadan kollar aracılığı ile karadeliğe madde akışı sonucu , sarı çizgi ile işaretlenen bölümlerden kopma ile berber madde akışı büyük oranda kollar aracılığı ile sağlanır. Buna ilave olarak galaksi rotasyonu ve iki ana koldaki sürekli kısalma sonucu, NGC-1300 ve benzeri aşamalardan sonra Whirlpool, Spiral, S Tipi gibi galaksilere dönüşmüşler.
Benzer aşamalardan geçen halka tipi galaksiler, madde yoğunluğu, halkanın büyüklüğü, halkanın etrafında ne kadar ilksel gazlardan bulunduğu gibi faktörlere bağlı olarak çok değişik şekillere evrimleşirler.




ÖRNEK 1: NGC-7479 iki ana kol oluştuktan sonra uzun süre halkada kopma olmadan ana kollara akış devam etmiş, halka aşırı derece zayıflayınca kopma olmuş, rotasyon ve ana kolların kısalması ile ‘’S’’ şeklini almış, benzer bir süreçten NGC-1365 de geçmiş.
ÖRNEK 2: UGC-6093 büyük bir halka tipi galaksi iken halkanın madde yönünden zayıf olması kopmadan sonra ana kollar kısalmaya devam ederken iç kısımda tekrardan halka oluşturma imkanı bulmuş. Halkanın madde yoğunluğu farklı olsada benzer aşamalardan geçip iç kısımda tekrardan halka benzeri yapı oluşturan bazı galaksiler; NGC-7773 ,
NGC-2835 , NGC-4907 .
ÖRNEK 3: NGC-3147 , NGC-1566 , MESSIER-63 , M74 Halka tipi galaksilerde karadeliğin oluşturduğu ana kollar henüz erken dönemde halkaları koparmış , kollar iyice küçülmüş yada tamamen yok olmuş, aynı zamanda çevrede ilksel gazlar bol bulunuyorsa bunlara benzer görünümler alırlar.
ÖRNEK 4: NGC-2775 göründüğü kadarıyla herhangi bir çubuklu yapı yok, başlangıcı zayıf ışımalı bir kuazar (küçük halka tipi galaksi) ancak çevresi gaz yönünden zengin olduğundan büyüme imkanı bulmuş. Benzer bir yapı NGC-1015 de görünüyor, ancak bu iki ana kol oluşturmuş, burada görünen en içteki flu görüntülü halka ve ana kollar tamamen galaktik karadeliğin hakimiyetinde. Entropinin lokal olarak azalma ihtimali yok yani yıldız oluşumu imkansız, varsa görünenler dış kısımdan giriş yapmıştır, Çubuk (iki ana kol) yapınında bozulması mümkün değil, şayet dışardan başka bir galaktik karadelik gelip bozmaz ise. Entropinin lokal olarak azalamayacağı durumlar elliptik galaksi olarak adlandırılan NGC-2937 benzeri yapılarda’da gözlenir, aslında galaktik karadeliktirler. Çekim ile kendisi ile beraber sürüklediği gaz toz gibi malzemeleri tamamen yuttuğunda böyle kolayca görünemeyecek duruma gelir.
NGC-1015 deki flu görüntü karadeliklerin lokmaları olabildiğince küçülterek yutma mekanizmasından kaynaklanır, aynı neden karadeliklerin anormal hareketler yapmasınada yol açıyor. NGC-4650A’da halkadan fırlayıp karadeliğe yönelen cisim (beyaz cüce vb.) karadeliğe ekvator düzleminden değil’de kutuplara yakın bölgelerden giriş yapmaya çalışınca karadelik kendi ekvator düzlemini cisime çevirmek zorunda kalmış, aralarındaki kütle farkını kıyaslayacak olursak, bir fil ile karınca’nın kavgasında filin takla atarak karıncayı öldürmeye çalışmasına benziyor, halkada herhangi bir tahribat yok karadelik aşırı salınım yapmamış ya da dışardan başka bir galaktik karadelik giriş yapmamış, tek açıklaması aşırı kütleli’de olsa karadeliklerin çok çevik hareketler yapabildiğini gösterir.
GLOBULAR CLUSTER, DWARF GALAKSİLER
Bu türden galaksiler çoğunlukla bizimki gibi galaksilerin uyduları olarak gözüksede UGC-4879 en yakın komşusuna (Leo A) 2,3 milyon yıl uzakta. Bunların en belirgin özellikleri Samanyolunun aksine belli bir düzlemde değilde küresel, yamuk gibi hacimli yapıda. Kendi galaksimiz yaklaşık 1/100 kalınlık ve çap oranında yufkaya benzer.

Nasıl oluştukları ise bulundukları konuma göre değişir. Samanyolu gibi galaksilerin dış kısımlarında ilksel gazlar kendinden yoğunlaşarak yıldız oluşturma şansları yok. Galaksinin en dış kısmındaki yıldızların etkilediği gaz hucreleri yoğunlaşma ile yıldız oluşumuna başladığında bütün çevresi ilksel gaz hücreleri ile dolu olmayabilir, şayet uygun konumda bulunan gaz hücreleri dizisi zincirleme etki ile yıldız oluşumunu galaksinin henüz erişemediği uzak bolgelere taşıdığında şayet büyük bir gaz hücresi grubu bulunursa hızla (UGC-11411 gibi 10 milyon yıl) yıldız oluşumları başlayıp otonom bir yapıya kavuşur.
İkinci bir yol galaksi içinde şiddetli etkileşim ile dış kısımlara fırlayan gezegen, beyaz cüce gibi kütleli yapılar gaz ceplerinin bol olduğu bir alana rastlarsa yıldız oluşumu için tetikleme yapabilir.
Şayet ilksel gaz hücreleri kendi içlerinde yoğunlaşarak yıldız oluşturabilselerdi galaksiler arası uzayda yaygın olarak bu türden yıldızlara rastlanmalıydı ki öyle bir gözlem yok, çok az sayıda görünenlerde yakınındaki galaksiden dışarı fırladığı belli olan bir hareket yönüne sahip. Kısaca yıldız oluşumu için mutlaka bir tetikleyiciye ihtiyaç var.
YILDIZ OLUŞUMUNDA GENEL GÖRELELİK NASIL ÇALIŞIR.?
Gaz hücreleri grup halinde beklerken mesela bir beyaz cüce’nin geldiğini varsayalım (ŞEKİL.1-C)’deki gibi gruptaki gaz hücrelerinden beyaz cüceye doğru bir akış olsaydı devasa kütleli yıldızlardan oluşan çok daha küçük bir sistem gözlenirdi ancak olayın böyle olmadığı ortada.
Beyaz cüce’nin etkisi ile yoğunlaşmaya başlayan bir gaz hücresi, beyaz cüce ile ilave bir kütle katıp daha geniş bir alanı etkileyerek diğer gaz hucrelerinide tetikleyerek zincirleme bir etki ile (ŞEKİL.1-B) ulaşabildiği bütün alana yayılır.
İlk temas edilen bölgeler doğal olarak en yaşlı yıldızların olduğu yerlerdir, gözlenen bu türden galaksilerde çoğunlukla bir kenardaki yıldızlar daha yaşlı.
Burada netlik kazanmayan genel görelelik gaz hücresini etkilerken bulundukları konumları fazla değiştirmeden yoğunlaşması için alanmı açıyor.? (ŞEKİL.1-D) yoksa (ŞEKİL.1-A) daki gibi gaz ceplerinden akış başlayıp yolda ilerlerkenmi yoğunlaşıyor.?
Yolda ilerlerken yoğunlaşsaydı ilerleme giderek hızlanıp yıldızlar hızla bir araya toplanırdı.
Görseller aşağıdaki adresten alınmıştır, daha detaylı inceleme oradan yapılabilir.
https://www.spacetelescope.org/images/archive/category/galaxies/