Arkeo&Tarih
SEBE ÜLKESİ
Sebe ülkesinin nerede olabileceğine dair bazı ipuçları ,her nekadar kesin bir sonuç çıkarılamasada yapılan veyapılacak kazılarda doğrulu kanıtlanacaktır. Bu yazı O ülke ile ilgili kutsal kitaplarda geçen metinlere ve diğer buluntulara göre hazırlamıştır. Müslüman ve Yahudilerin kaynaklarında Sebe ülkesinin ortadoğuya yakın bölgelerde Etiyopia Afrikanın başka bölgeleri, hatta yemen olduğuna dair bilgiler var özetle tam bilinmiyor, ayrıca Kuran tefsiri yaparken kuranda bahsi geçen ne kadar eski kavim varsa onları Yemen’e yamamaya çalışmışlar.
TEVRAT — II. Tarihler
2.Ta.9: 1 Saba Kraliçesi, Süleyman’ın ününü duyunca, onu çetin sorularla sınamak için Yeruşalim’e geldi. Çeşitli baharat, çok miktarda altın ve değerli taşlarla yüklü büyük bir kervan eşliğinde gelen kraliçe, aklından geçen her şeyi Süleyman’la konuştu.
2.Ta.9: 2 Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi.Kralın onayanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.
2.Ta.9: 3-4 Süleyman’ın bilgeliğini, yaptırdığı sarayı, sofrasının zenginliğini, görevlilerinin oturup kalkışını, hizmetkârlarının ve sakilerinin özel giysileriyle yaptığı hizmeti,RAB’bin Tapınağı’nda sunduğu yakmalık sunuları gören Saba Kraliçesi hayranlık içinde kaldı. 2.Ta.9: 5 Krala, “Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş” dedi,
2.Ta.9: 6 “Ama gelip kendi gözlerimle görünceye dek anlatılanlara inanmamıştım. Büyük bilgeliğinin yarısı bile bana anlatılmadı. Duyduklarımdan daha üstünsün.
2.Ta.9: 7 Ne mutlu adamlarına! Ne mutlu sana hizmet eden görevlilere! Çünkü sürekli bilgeliğine tanık oluyorlar.
2.Ta.9: 8 Senden hoşnut kalan, adına egemenlik sürmen için seni tahta oturtan Tanrın RAB’be övgüler olsun! Tanrın İsrail’i sevdiği, sonsuza dek korumak istediği için, adaleti ve doğruluğu sağlaman için seni İsrail’e kral yaptı.”
2.Ta.9: 9 Saba Kraliçesi krala 120 talant altın, çok büyük miktarda baharat ve değerli taşlar armağan etti. Krala armağan ettiği baharatın benzeri yoktu.
2.Ta.9: 10 Bu arada Hiram’ın adamlarıyla Süleyman’ın adamları Ofir’denaltın, algum*fe* kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.
2.Ta.9: 11 Kral, RAB’bin Tapınağı’yla sarayın basamaklarını,çalgıcıların lirleriyle çenklerini bu algum*fe* kerestesindenyaptırdı. Yahuda bölgesinde daha önce böylesi görülmemişti.
2.Ta.9: 12 Kral Süleyman Saba Kraliçesi’nin her isteğini, her dileğini yerine getirdi.Kraliçenin kendisine getirdiklerinden daha fazlasını ona verdi.Bundan sonra kraliçe adamlarıyla birlikte oradan ayrılıp kendi ülkesine döndü
Tevrat II. Krallar
1.Kr.10: 1 saba Kraliçesi, RAB’bin adından ötürü Süleyman’ın artan ününü duyunca, onu çetin sorularla sınamaya geldi
1.Kr.10: 2 Çeşitli baharat, çok miktarda altın ve değerli taşlarla yüklü büyük bir kervan eşliğinde Yeruşalim’e gelen kraliçe, aklından geçen her şeyi Süleyman’la konuştu.
1.Kr.10: 3 Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.
1.Kr.10: 4-5 Süleyman’ın bilgeliğini, yaptırdığı sarayı,sofrasının zenginliğini görevlilerinin oturup kalkışını, hizmetkârlarının özel giysileriyle yaptığı hizmeti, sakilerini ve RAB’bin Tapınağı’nda sunduğu yakmalık sunuları gören saba Kraliçesi hayranlık içinde kaldı.
1.Kr.10: 6 Krala, “Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş” dedi,
1.Kr.10: 7 “Ama gelip kendi gözlerimle görünceye dek inanmamıştım. Bunların yarısı bile bana anlatılmadı. Bilgeliğin de, zenginliğin de duyduklarımdan kat kat fazla.
1.Kr.10: 8 Ne mutlu adamlarına! Ne mutlu sana hizmet eden görevlilere! Çünkü sürekli bilgeliğine tanık oluyorlar.
1.Kr.10: 9 Senden hoşnut kalan, seni İsrail tahtına oturtan Tanrın RAB’be övgüler olsun! RAB İsrail’e sonsuz sevgi duyduğundan, adaleti ve doğruluğu sağlaman için seni kral yaptı.”
1.Kr.10: 10 saba Kraliçesi krala 120 talant altın,çok büyük miktarda baharat ve değerli taşlar armağan etti. Krala o kadar baharat armağan etti ki, bir daha bu kadar çok baharat görülmedi.
1.Kr.10: 11 Bu arada Hiram’ın gemileri Ofir’den altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.
1.Kr.10: 12 Kral, RAB’bin Tapınağı’yla sarayın tırabzanlarını, çalgıcıların lirleriyle çenklerini bu almug kerestesinden yaptırdı. Bugüne dek o kadar almug ağacı ne gelmiş, ne de görülmüştür.
1.Kr.10: 13 Kral Süleyman saba Kraliçesi’nin her isteğini, her dileğini yerine getirdi.Ayrıca ona gönülden kopan birçok armağan verdi. Bundan sonra kraliçe adamlarıyla birlikte oradan ayrılıp kendi ülkesine döndü.
Tevrat – EYUP
Eyüp.1: 13 Bir gün Eyüp’ün oğullarıyla kızları ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken
Eyüp.1: 14 bir ulak gelip Eyüp’e şöyle dedi: “Öküzler çift sürüyor, eşekler onların yanında otluyordu.
Eyüp.1: 15 Sabalılar baskın yaptı, hepsini alıp götürdü. Uşakları kılıçtan geçirdiler.Yalnız ben kaçıp kurtuldum sana durumu bildirmek için.”
Sabalılar uzakta ise (Luka 11.31 ve Matta 12.42) nasıl baskın yapıyorlar.? Başka bir halk ilemi karıştırılıyor?
İncil – LUKA
Luk.11: 31 Güney Kraliçesi, yargı günü bu kuşağın adamlarıyla birlikte kalkıp onları yargılayacak. Çünkü kraliçe, Süleyman’ın bilgece sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti.Bakın, Süleyman’dan daha üstün olan buradadır.
İncil – MATTA
Mat.12: 42 Güney Kraliçesi, yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı yargılayacak.Çünkü kraliçe, Süleyman’ın bilgece sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti.Bakın, Süleyman’dan daha üstün olan buradadır.
Zebur – MEZMURLAR
Mez.72: 10 Tarşiş’in ve kıyı ülkelerinin kralları Ona haraç getirsin, saba ve Seva kralları armağanlar sunsun!
Mez.72: 15 Yaşasın kral! Ona saba altını versinler; Durmadan dua etsinler onun için, Gün boyu onu övsünler!
Kuran – NEML
Neml 20. (Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Neml 21. Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek ya da onun canını iyice yakacağım yahut onu boğazlayacağım!
Neml 22. Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe’den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim. Neml 23. Gerçekten, onlara (Sebe’lilere) hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadınla karşılaştım.
Neml 24. Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermişde onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.
Neml 25. (Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah’a secde etmesinler. Neml 26. (Halbuki) büyük Arş’ın sahibi olan Allah’tan başka tanrı yoktur. Neml 27. (Süleyman Hüdhüd’e) dedi ki: Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız.
Neml 28. Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak.
Neml 29. (Süleyman’ın mektubunu alan Sebe’melikesi,) “Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı” dedi.
Neml 30. “Mektup Süleyman’dandır, rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla (başlamakta) dır.”
Neml 31. “Bana baş kaldırmayın,teslimiyet gösterip bana gelin,diye (yazmaktadır)”.
Neml 32. (Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam.
Neml 33. Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün. Neml 34. Melike: Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler ve halkının ulularını alçaltırlar. (Herhalde) onlar da böyle yapacaklardır, dedi.
Neml 35. Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler.
Neml 36. (Elçiler, hediyelerle) Süleyman’a gelince şöyle dedi: Siz bana mal ile yardım mı ediyorsunuz? Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Hediyenizle (ben değil) siz sevinirsiniz.
Neml 37. (Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamıyacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!
Neml 38. (Sonra Süleyman müşavirlerine)dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?
Neml 39. Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi. Neml 40. Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır.Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.
Neml 41. (Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlararasında mı olacak. Neml 42. Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o!(Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah’tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
Neml 43. Onu, Allah’tan başka taptığı şeyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi. Neml 44. Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike de di ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleymanla beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.
Kuran – Sebe Suresi
Sebe 15. Andolsun, Sebe’ kavmi için oturduğu yerlerde büyük bir ibret vardır Biri sağda, diğeri solda iki bahçeleri vardı (Kuzey’de ve Güney’de demek istiyor).Rabbinizin rızkındanyeyin ve O’na şükredin. İşte güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!
—Sağ ve sol; güney ve kuzey anlamında anlamalıyız , bütün evlerinin tek tek kuzey ve güneyde bahçeleri olduğunu düşünmek fazla safça ve kısıtlayıcı olurdu. Bunun yerine ülke veya yaşadıkları şehirler ve köylerin tamamını anlamalıyız.
Sebe 16. Ama onlar yüz çevirdiler.Bu yüzden üzerlerine Arim selini (Tsunami) gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı (Ilgın bitkilerinin tuzlu ve çorak topraklarda’da yetiştiği bilinen bir gerçek) ve içinde biraz da sedir ağacı (Kuzey Amerikadaki Sekoya ağaçları kast ediliyor) bulunan iki bahçeye çevirdik.
—Ve güney Amerikayı’da eklediğimizde sebe ülkesinin orta amerika (Meksika dahil) olduğunu anlarız.Bu felaketin Tsunami nedeniyle olduğunu düşündüren şey Yukatan bölgesinin çok verimsiz toprakları (deniz suyunun etkisi) .
—Bu olayın kraliçe Belkıstan öncemi yoksa sonramı olduğuna dair net bilgi yok.
Sebe 17. Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız!
Sebe 18. Onların yurdu ile, içlerini bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen nice kasabalar var ettik ve bunlar arasında yürümeyi konaklara ayırdık. Oralarda geceleri, gündüzleri korkusuzca gezin dolaşın, dedik.
Sebe 19. Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Sebe 20. Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
Sebe 21. Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.
İSRAİL İLE ORTA AMERİKA TEMASI’NIN KOPUŞ NEDENLERİ HAKKINDA
Tevrat II. Krallar
2.Kr.20: 1 O günlerde Hizkiya ölümcül bir hastalığa yakalandı. Amots oğlu Peygamber Yeşaya ona gidip şöyle dedi: “RAB diyor ki,’Ev işlerini düzene sok. Çünkü iyileşmeyecek, öleceksin.”
2.Kr.20: 2 Hizkiya yüzünü duvara dönüp RAB’be yalvardı:
2.Kr.20: 3 “Ya RAB, yürekten bir sadakatle önünde nasıl yaşadığımı, gözünde iyi olanı yaptığımı anımsa lütfen.” Sonra acı acı ağlamaya başladı.
2.Kr.20: 4 Yeşaya sarayın orta avlusundan çıkmadan önce RAB ona şöylededi:
2.Kr.20: 5 “Geri dön ve halkımı yöneten Hizkiya’ya şunu söyle: ‘Atan Davut’un Tanrısı RAB diyor ki: Duanı işittim, gözyaşlarını gördüm, seni sağlığına kavuşturacağım. Üç gün içinde RAB’bin Tapınağı’na çıkacaksın. 2.Kr.20: 6 Ömrünü on beş yıl daha uzatacağım. Seni de kenti de Asur Kralı’nın elinden kurtaracağım. Kendim için ve kulum Davut’un hatırı için bu kenti savunacağım.”
2.Kr.20: 7 Sonra Yeşaya, “İncir pestili getirin” dedi. Getirip çıbanına koydular ve Hizkiya iyileşti.
2.Kr.20: 8 Hizkiya Yeşaya’ya, “RAB’bin beni iyileştireceğine ve üç gün içinde RAB’bin Tapınağı’na çıkacağıma ilişkin belirti nedir?”diye sormuştu.
2.Kr.20: 9 Yeşaya şöyle karşılık vermişti: “RAB’bin verdiği sözü tutacağına ilişkin belirti şu olacak:Gölge on basamak uzasın mı, kısalsın mı?”
2.Kr.20: 10 Hizkiya, “Gölgenin on basamak uzaması kolaydır, on basamak kısalsın” demişti.
Doğal olarak ilerleyen süreci tersine döndürmekle gölgeyi kısaltabiliriz (dünyayı tersine dödürmek veya aks açısını değiştirmekle olabilir) aks açısını değiştirmek daha kolay ve çok daha az hasarlı olur; Değişen iklim ,mevsimler arası ısı farkları,karanlık ve aydınlık periyodlarının değişimi vb
2.Kr.20: 11 Bunun üzerine Peygamber Yeşaya RAB’be yakardı ve RAB Ahaz’ın merdiveninden aşağı düşmüş olan gölgeyi on basamak kısaltmıştı.
—Kuzey yarım kürede İsrail`de kısalan gölge dünyadaki aks açısının küçülmesi anlamına gelir.Değişen şartların yeni güç merkezlerini ortaya çıkarması (Roma ,Yunan vb.) ,yeni yaşam alanları (Karadenizin kuzeyi , orta ve kuzey Avrupa ;buralarda yaşayanların aydınlık periyodun artmasıyla beraber artan nüfusu vb. kastediyorum) , göçler ve bazı bölgesel felaketler (yükselen sıcaklıkla beraber bazı yaşam alanlarının zorluk derecesinin artması Sahra Afrikası,Kuzey Afrika,Ortadoğu,Karaibler,Meksika vb.) Dünya`nın aks açısı`nın küçülmesi`ni destekleyen diğer bir bulgu ; Fransa`da bulunan Keltler`in Coligny takvimin`de aylara verilen anlam, tanımlarda (Darkest dephts,Stay at hometime ,Bright time gibi tanımlar uzak kuzey ve güney de belli aylardaki karanlık ve aydınlık periyodlara benzer bir durumun Avrupa`da yaşandığını anlıyoruz). Karbon tarihleme tekniğiyle yaklaşık M.Ö. 800-700 `lerde yapıldığı bu`da Hizkiyanın krallık dönemine yakın bir zamana denk geliyor,daha sonraki zamanlarda Coligny takvimindeki adlandırmalar şartlar değiştiği için terk edilmiş. Sonuç olarak Dünyanın eksen açısı küçülüp güneşin hareketi artık eskisi gibi olmadığından denizciler’de muhtemelen bilinmeyen çok farklı noktalara gidip irtibatı kaybetmiş olmalılar.
KIZILDERİLİLER ,KELTLER/ÇOĞU AVRUPA ULUSLARININ KÖKENİ HAKKINDA
Helen kökenli kayıtlarda (bu kayıtlarında kökeni Solon’un Mısır daki rahiplerle diyalogları ve onlardan elde ettiği) efsanevi Atlantis hakkında anlatılanlar yegan kaynak idi, Mısır’ın ölüler kitabında’da Atlant olarak bahsedilen yerin Atlantis olup olmadığı tam olarak bilinmiyordu, ayrıca orta Amerika uygarlıklarının uzak geçmişe ait yazı ve söylencelerinde’de atalarının doğudan Aztlan diye adlandırılan bir adadan geldikleri belirtiliyor. Solon Mısır’ı ziyaret ettiğinde (M.Ö.600) bir Sais rahibi olan Souchis ve Heliopolis rahibi Psenophis Solona 9000 yıl önce Mısırlıların batı toprakları ile bağlantısının kesildiğini çünkü Atlantis’in seller altında kalarak yıkılışından sonra çamurun denizi geçilmez kıldığını söylemişlerdi. Solon Mısırı 2600 yıl önce ziyaret eder o tarihten 9000 yıl öncede Atlantis battığına göre günümüzden yaklaşık 11.500 yıl önce bu olayın olduğunu anlaşılır.
..!!Mısırlıların takvim kavramında farklı bir hesap yoksa!!!
Yunan alfabesi’nin revizyonlar sonrası ‘’Kamma →Gamma oldu , Telta→ Delta oldu , Laho → Rho oldu , Zigma→ Sigma oldu. Yukarıdaki bilgilerle toplumların kendi dillerine uyarladıkları ve çok farklı şeylermiş gibi algılanan aslında tekbir kaynaktan gelebileceğini gösteriyor Atlantis=Atlant=Aztlan=Adland=Ad Kavmi(Kuran’da Bahsedilen) ve Ad kavmine gönderilen elçi Hud soyadlar’da yaşıyor (Hudson).
FECR SURESİ
6. Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
7. Direkleri (yüksek binaları) olan, İrem şehrine?
8.Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı ,
HAKKA SURESİ
6. Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.
7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yereserilmiş halde görürdün.
8. Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun?
FUSSİLET SURESİ
13. Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İşte sizi Ad ve Semûd’un başına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karşı uyarıyorum!
14. Peygamberler onlara: Önlerinden ve arkalarından gelerek Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, dedikleri zaman, “Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi.Onun için biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz” demişlerdi.
15. Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.
16. Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.
ZARİYAT SURESİ
41. Ad kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
42. Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
A’RAF SURESİ
65. Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Hâla sakınmayacak mısınız?”
66. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.
67. “Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiğibir elçiyim.
68. Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.
69. Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı.O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”
70. Dediler ki: Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir .
71. (Hûd) dedi ki: “Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!”
72. Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
ŞUARA SURESİ
123. Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
124. Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
125. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
126. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
127. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
128. Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek eğleniyor musunuz?
129. Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?
130. Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?
131. Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
132. Bildiğiniz şeyleri size bol bol veren, Allah’dan korkun. 133. ”O size verdi : davarlar, oğullar”.
134. “Bahçeler çeşmeler.” (Allah’a karşı gelmek) den sakının. 135. Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
136. (Onlar) şöyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir. 137. Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
138. Biz azaba uğratılacak da değiliz.
139. Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
140. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
HÛD SURESİ
50. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Siz yalan uyduranlardan başkası değilsiniz.
51. Ey kavmim! Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum.Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz?
52. Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günah işleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin.
53. Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.
54. Biz “Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!” demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.”
55. “O’ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!”
56. “Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır.”
57. “Eğer yüz çevirirseniz şüphesiz ki benimle size gönderileni size bildirdim.Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi yerinize getirir de O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Çünkü benim Rabbim her şeyi gözetendir.”
58. Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
59. İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O’nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular.
60. Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Şunu da) bilin ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzak kılındı.
AHKAF SURESİ
21. Ad kavminin kardeşini (Hûd’u) an. Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkaf bölgesindeki kavmine: Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum, demişti.
22. “Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.
23. Hûd da! Bilgi ancak Allah’ın katındadır. Ben size, bana gönderilen şeyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim olduğunuzu görüyorum, dedi.
24.Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!
25. O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.
26. Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.
27. Andolsun biz, çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Belki doğru yola dönerler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık.
Saygılarla
Humanity

img.Source:toptenz.net-coligny.png