TAKYONLAR VE ETKİLERİ
TAKYONLAR…
Görelelik vakumda maddenin ışık hızında gidemeyeceğini söyler. Kütlesiz veya mini kütleli parçacıklar (foton, nötrino vb.) ışık hızında ya da en yakın hızda gidebilir, ilave olarak Işıktan hızlı gittiği varsayılan takyonlar var.
Takyonlar Matematik varsayım olarak Sudarshan, Bilaniuk ve Feinberg tarafından sunuldu. O zamandan günümüze geliştirilip evrimleşerek devam etti, ancak varsayılan ışıktan hızlı takyonlar gözlemlenemedi. Şimdiye kadar üzerinde yapılan çalışmalarda Takyonların madde üzerinde hipotetik etkileri ve öngörülen bazı özellikleri aşağıda kısaca özetlenmiştir.
- Nedensellik ihlalleri; Zamanda geriye doğru hareket eden takyonlar, kuantum ölçümlerinde ters nedensellik etkiler yaratabilir. Bu kuantum dolanıklığı veya nedensellik ilişkilerini bozan senaryolara ilham kaynağı olmuştur.
- Takyonlar hayali kütleli olarak tanımlanırlar, Örnek: Higgs alanındaki simetri kırılması benzeri bir mekanizma takyonik alanların varlığında maddenin yapısını değiştirebilir.
- Enerji ve momentum transferlerinde anormallikler; Bildiğimiz anlamda enerjileri azaldıkça hızlanan, tersi durumda yavaşlayan. Maddeyle çarpışmalarında sıradan parçacıklardan farklı enerji transferi meydana getirebilir bu da termodinamik yasalarını ihlal eden süreçlere kapı açabilir.
- Takyon radyasyonu; Işık hızını aşan parçacıklar vakumda bile Cerenkov radyasyonu (ışıması) yayabilir, Bu radyasyon madde ile etkileşerek enerji kaybına veya yüksek enerjili parçacık üretimine neden olabilir.
- Vakum bozunumu ve faz geçişleri; Kuantum alan teorisinde takyonik alanlar karasız vakum durumunu işaret eder, bu durum evrenin meta stabil bir fazdan daha düşük enerjili bir faza geçişine (vakum bozunumu) yol açabilir. Böyle bir süreç maddenin temel özelliklerini kökten değiştirebilir.
- String teorisi ve D-Brane’ler; String teorisinde takyonlar kararsız Brane’ler üzerinde ortaya çıkar, bu durum Brane’lerin çökmesine veya daha kararlı yapılara dönüşmesine neden olur. Ancak bu etkiler makroskobik maddeyle doğrudan ilişkili değildir. (not: D-brane’ler Planck ölçeğinden büyük olamaz (10^-35 m) Örnek: Atom galaksimiz kadar büyütülseydi, Planck ölçeği’de bu oranda büyütülse insan saçının çapı kadar olurdu.)
- Özetle: Varlık alanları yalnızca matematiksel modellerin izin verdiği sınırlarda geçerlidir. Sicim teorisindeki D-Brane’ler, Erken evrenin enerji yoğun fazları, Karadelik içleri veya solucan delikleri gibi aşırı uzay-zaman bükülmeleri, ancak bu bölgeler bile kuantum tutarlılık veya kütleçekimsel etkiler nedeniyle pratikte erişilemez. Kozmolojik şişme veya karanlık enerji gibi fenomenlerle ilişkilendiren egzotik teorilerde mevcuttur. Özel görelelikle uyumlu olmaları için ‘’Hayali kütle’’ gibi alışılmadık özellikler taşımaları gerçek dünyada varlıklarını şüpheli kılar. Güncel fizik takyonsuz modellerle tutarlıdır. Takyonların doğada var olmadığı kabul edilsede teorik sınırları test etmek için kullanışlı düşünce araçları sunar
-
-oOo-
Yukarıdaki takyonla ilgili bilgilerin/varsayımların kanıtlama zorluğunu, dolaylı etkileri uygun çerçeveye yerleştirip, gözlemlenen ancak doğru anlaşılamayan bazı olayları daha farklı açılardan bakarak sonuca giden yolda iyi bir araç olabilir.
KUANTUM DÜNYASI İLE TAKYONLARIN İLİŞKİSİ
Takyonların yaşadığımız çevreyle, hatta uzayda vakum ortamında bile serbest halde bulunamayacağını, Laboratuarda elde edip anti madde gibi yalıtılmış halde tutamayacağımız gerçeğini kabullenerek dolaylı etkilerine bakabiliriz.
Parçacık fiziğinde atom altı parçacıkların birbirleri ile enerji alışverişi yapar ve enerji fazlalıklarını salarlar, bu enerji fazlalıkları parçacık/dalgacık formunda ve termodinamik kural gereği DAİMA! yüksek enerji düzeyinden daha düşük enerji düzeyine doğru olur. Burada bahsedilen küçük ölçekten daha büyük ölçeğe doğru yani ölçüm ve yönlendirme yapılabilen alanlar, parçacıklar, elementler, moleküller düzeyine geldikçe enerjinin azaldığı ve sakinleştiği anlamına geliyor. (Radyoaktif elementlere kısmen sakinleşmiş diyebiliriz)
Planck ölçeğinden (10^-35) atom düzeyine kadar hangi kuvvet ve parçacık adı ile anılırsa anılsın fizikçiler GERÇEK GÜCÜN/ENERJİNİN kökeninin (madde içinde saklı enerji olduğunu söylerler). Çocuğun adı TAKYON olarak ifade edilmesede bu alanda matematik olarak çalışma yapmış bilim insanlarının tesbitlerini anımsatır. Saklı enerjinin gücü nasıl bir şeydir anlayabilmek için; mesela toplam 650 kg madde+antimadde tamamen enerjiye dönüşümü ile açığa çıkan kuvvet dünyadaki bilinen tüm nükleer silahların kuvvetine eşittir.
KOZMİK ÖLÇEKTE TAKYONLARIN İZLERİ
GRB (Gamma ışın patlamaları), FRB (Ani/hızlı radyo patlaması), gibi kısa süreli ama çok şiddetli enerji yayan patlamalardır. Kökenleri süpernova, karadelik ve nötron yıldızı çarpışması, nötron yıldızı beyaz cüce çarpışması nötron yıldızlarının birbiri ile çarpışması gibi olayların sonucu oluştuğu varsayılıyor. Aniden ve kısa süreli olduklarından tesbitleri zordur.
Tespit edilen FRB’lerden biri Nötron yıldızına ait olduğu biliniyor. Çok yoğun madde birikimi olan bu türden yapılar çarpıştığında nükleer silahlardaki fission’a benzer parçacıklar arasındaki bağların çözülmesidir, ancak burada nötron yıldızı sanki bir tek atom’muş gibi davranır ve saldığı takyon miktarı devasa miktardadır. Ona sebep çok kısa bir zaman aralığında çok yüksek enerji yaymaktalar.
Bir örnek: GRB-221009A adlı ve BOAT olarak öne çıkarılan Gamma ışın patlaması’nın 10 dakikada yaydığı enerji’ye eşit bir ışıma yapabilmek için 800 adet güneşin 10 milyar yılda yaptığı toplam ışımayı 10 dakikada yapmaları demektir.
KUASARLAR/AKDELİK/SMBH İLE TAKYONLARIN İLİŞKİSİ
Bu ilişkiyi Karadeliklerin olay ufkundan ilerisini görülememesi ve kütlenin bir tekillikte son bulduğu teorisine karşı şimdilik sadece senaryo ile yetinmemiz gerekiyor (Karadeliklerin bir tekillikte son bulmadığı hissedilse’de bundan kaçınacak çözüm henüz üretilemedi). Yeterli kütleye sahip bir yıldız mesela 3 güneş kütleli olsun. Karadelik olarak çöktüğünde matematik tekillikte sonlandırmak yerine elimizde girişi minimum nötron çapında bir string/worm hole olsun ve çöken yıldızın her bir parçacığının tünel içinde ilerledikçe tek tek geçebilecekleri kadar tünelin daraldığını düşünelim. Tünel içinde sıkışan ezilen gulion bağları gerilen, zorlanan (kuarklar vb.) parçacıklar, bağlanma sorunu yaşadıklarından sürekli takyon kaçağı yapmaya başlarlar. Takyon kaçağına bir örnek verilirse: Fission ve Fusion reaksiyonlarda anlık olarak çözülme ve yeniden bağlanma anlarında çok mini takyon kaçağı olmaktayken, Karadelik tünel geçişlerinde parçacıklardan takyonlar adeta yangın hortumundan çıkar gibi saçılmalıdır.
Böyle ortam CERN/LHC benzeri parçacık hızlandırıcıların hiçbir zaman ulaşamayacakları şiddetli bir düzeydir. Tünel içininde dayanıklı olduğunu varsaymalıyız.
Yıldız artığı bir karadelik tünelinin ne kadar uzun olabileceğine dair bir örnek: 3 güneş kütleli bir yıldızın toplam kütlesi nötronlar olarak varsayılsa tespih gibi uç uca dizilseydi uzunluğu evrenimizin gözlem ufku çapından (93 milyar ışık yılı) 6.5 katrilyon kat daha uzun olurdu. Bu mesafeyi görselleştirmek istersek İstanbul-Pekin arası mesafe’ye oranla kendi evrenimizin çapı yaklaşık 1 nanometre içinde kalacağını söyleyebiliriz. Karadelik tünelinde parçacıklar ilerledikçe nötronların sığamayacağı kadar dar ve parçacıkları takyon salabilecek kadar zorlamak istersek doğal olarak daha ince ve daha uzun tünel olacaktır spiraller çizse ya da pek çok yön değişikliği yapsa bile çok uzun mesafelerden bahsediyoruz.
Karadelik çıkış ucu / Akdeliklerden çıkan Takyonların Etkileşimleri.
Takyonların tünel çıkışında karşılaşacağı üç durum var. Tam bir vakum ortamında bile olsa sanal parçacıkların çok mini oluşma ve yok olma anlarında etkileşme olur (madde+antimadde benzeri) ve çok şiddetli ışıma yaparlar, bir diğer seçenek, varsa ilksel gazlar ile etkileşme ki yine şiddetli ışıma yaparlar, son seçenek Karanlık madde ile etkileşme şimdilik bilinmez; şayet karanlık madde elde edilip ölçümleme yapılırsa o zaman şöyle diyebiliriz; içeriği evrenimize ait olduğundan Takyon+karanlık madde etkileşimide olmalıdır.
Erken dönem Kuasarlarda gözlemlenen TOPLAM KÜTLEYE SMBH/AKDELİK ORANI yakın çevremizdeki galaksilerdeki karadelik/galaksi oranından 10 ile 100 kat daha fazladır. İşin aslı Akdelik/SMBH %100 toplam kütleden şiddetli ışıma yaptıkça, Enerji -> madde çevrimi sonucu çevresinde madde oranı artar, milyar yıllar içinde merkez kütle oranı galaksi toplam kütlesine oranla yaklaşık binde bire kadar düşer.
Kuasarların enerjisi ne kadar kalıcı?
Ne zaman kuasar -> karadelik dönüşümü olur.?
Jetler nasıl oluşur?